Anasayfa » Ana Manşet » KAFAYA DANK ETMEK

KAFAYA DANK ETMEK

 

Toplumumuzca sıkıştığında veya sıkıntıdan kurtulduğunda sıkça kullanılan sözlerden olan; “kafama dank etti” ya da “aklım başıma geldi” deyimini hatırlamışsınızdır. Benim bu günlerde, kafama dank eden olaylar çok oluyor.

Hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz, yaşadıklarımız olayları unutuyoruz. Yaşar iken hayal kırıklıklarımız oluyor, ihanetler oluyor, hatırlatıldığında veya bir kaynaktan okunduğunda “aklımız başımıza geldi” diyoruz.

Peki, aklımız başımıza geliyor mu acaba? 

Okuma özürlü toplumuz desem genellemiş, okuyanlara haksızlık etmiş olur muyum bilmiyorum. Ama Ülke insanımızın okuma alışkanlığının olmadığını istatistiklerden baktığımızda öğrenebiliyoruz.

Toplum olarak görsel medyayla daha çok ilgilendiğimiz ortada. Oradan bilgi edinmek daha kolay; hani deriz ya ‘hazır aş’.

Her gün akşam haberleri ve açık oturumları dinler fikrimize yakın olan konuşmacının tarafını tutarız. Tabi ki sabah olduğunda aklımızda bir şey kalmaz.

Kitap ya da bir doküman okumuş olsak daha çok bilgi aklımızda kalır, kalmaz ise de o kitaba ya da dokümana tekrar bakıp hatırlayabiliriz.

Kafama ne tak etti konusuna gelelim.

Hayatım boyunca köyümde yaşadım. Tarım ve tarımsal ürün ticareti yapan ailenin çocuğuyum ve aynı işlerle uğraşan aile üyesi olarak hayatıma devam ediyorum. Şu anda Emperyalist ülkelerin Ortadoğu ülkeleri ve Ülkemizin de içinde bulunduğu Devletleri böl parçala yönet yöntemiyle yaptıkları uygulamaları seyrediyoruz. Seyrettikçe bu acımasız emperyalist devletlerin sömürü adına neler yapabileceklerini daha fazla görüyoruz.

Bu kafama dank ettiriyor. Peki tarım üretiminin içinde biri olarak şu ana kadar yaşadıklarımdan ve devletimizin tarımsal üretim ile ilgili aldığı ya da hükümetlerimize aldırılmak zorunda kaldığı yönetim kararları yok mudur?

Vardır tabi ki, hem de pek çoktur.

Bu emperyalist Avrupa birliği ve ABD devletleri, kendi tarımsal üretimini destekler iken, bizim hükümetlerimize ekonomik baskı kurarak Tarım üretimine destek verilmemesi için telkinde bulunup kanunlar çıkarttırmışlardır.

Tarımsal üretimi destekleyen devlet kurumlarını kapatmış ya da özelleştirme adı altında sattırmışlardır.

24 ocak 1980 İstikrar kararları, 5 Nisan 1994 istikrar kararları, 2001 istikrar kararları gibi alınmış olan ekonomik kararlara baktığımızda en acımasız uygulamalar, tarımsal desteklere ve yerli milli olan tarımsal işletmelere uygulanmıştır.

Oysa o tarihlerde ABD ve AB ülkeleri Tarımsal üretimine ve işletmelerine en büyük desteklemeyi verdiği dönemlerdir. Bizim yönetimlerimize serbest Pazarda ve liberal ekonomide ‘her mal değerini piyasa belirler’ tavsiyesi yapılıp kanunlar çıkartılırken. Kendileri kendi çiftçisine sınırsız destek vermiş, üretimlerini artırmış ve Dünya piyasalarına sürdükleri ucuz mallarla ülkelerin tarımsal üretimlerini bitirmişlerdir.

O kadar fiyatlar ucuzlamıştır ki bizim gibi ülkelerin Başbakanları üretmeye ne gerek var dıştan daha ucuza alırız diye açıklama yapmışlardır. Tabi ki bu üretimi bırakan ülkeler yıllar içinde ucuz denen malları katbekat fazlaya almaya mecbur kalmışlardır.

Banim kafama dank etti, inşallah siz okuyucularımın ve bizi yöneten yöneticilerimizin de kafasına dank eder de, bu sömürücü devletlere “durun be, bizim aklımız başımıza geldi” deriz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Bu Haber de İlginizi Çekebilir

Akrebin Soktuğu Parmakta Yüzük Takılı Kaldı

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde parmağına akrep ...

Çardak Belediyesi Ödüle Doymuyor

Çardak Belediyesi ödüllerine bir yenisini ...