ALTIN 242,2675
DOLAR 6,2531
EURO 7,3014
BITCOIN $6.346
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Denizli 32°C
Az Bulutlu

ÜRETİCİ TOPLUMUNDAN- TÜKETİCİ TOPLUMA GEÇİŞ

16.01.2018
1
A+
A-

Geçen haftalarda tarımsal üretimin lokomotifi olarak gördüğüm Şeker pancarı ve tütün üretiminin yavaş yavaş nasıl yok olmaya yüz tuttuğunu anlatmıştım.

Sürekli bilgi paylaşımı yaptığım dostlarımdan Bülent ağabeyim iki konu hakkında bilgi ve konu ile ilgili yazı göndermiş.

Ülkemizin ilerlemesi ve halkımızın refahı için her dalda üretimin yapılması gerektiğini dile getirerek, Almanya örneğini hatırlatmış.

Almanya örneğinin disiplin ve çalışkanlıkla zenginleştiğini hatırlatmış. 1. Dünya savaşı ve 2. Dünya savaşı yaşamış ülkenin, üretimde dünyanın en önde gelen ülkeleri arasına girmesi hakikaten takdire şayan. Bu durum, ‘yokluk ve zorlukları gören halkın kurtuluşu çalışmakta görmesi mi acaba?’ diye kendime sormadan geçemedim.

Muhakkak ki eğitim, devlet politikası diyecek okuyucularımız olacaktır. Ben de bu kuralları kabul ederek bazı hatırlatmalarda  bulunacağım.

1.Dünya savaşını ve Kurtuluş Savaşını görmüş dedelerimiz ve büyüklerimizden, az ile yetinmeyi, çok çalışıp artırmayı, ‘sakla samanı gelir zamanı’ atasözünü sık duyar, yaşamlarında da bunu görür idik.

Onların ve ikinci kuşak Anne ve Babalarımızda da onların izlerini gördük.  ‘Oğlum har vurup harman savurma; idareli ol, elinde bulunanın kıymetini bil,’ sözlerini onlardan da sık duyduk. Acaba Dedelerimiz, babalarımıza bunları öğretti de, Babalarımız bizim kuşak olan üçüncü kuşağa bunları öğretemedi mi? Ya da ‘biz çok yokluk gördük’ deyip, çocuklarına rahat yaşam mı sundu?

Bence sadece biri değil ikisi de etkili oldu. Çünkü son yıllarda hakikaten, eskilerden eser kalmamış, geçmişten ders almayan, hazır tüketen, kolaycılığı seçen, üretmekten çok, tüketen ve geçmişi beğenmeyen çocuklara sahip olduk.

‘Biz köyde çok çektik, toprak işledik yorulduk, çocuğum okusun, tahsil yapsın, masa başı iş bulsun, şehirde yaşasın. Köyde ne olacak, Sosyal yaşamı olsun’, sözü çok duyulur oldu. Çocuklarımızın hepsi masa başında, oturarak çalışacak, kravatı olacak da kim üretecek, onu hiç mi düşünmedik?

Oysa Almanya’ya gidip çalışan büyüklerimizden duyduk ki, orada çalışanların, rütbesine bakılmaksızın iş yerinde herkesin, tulumunu giyip çalıştığını anlatırlar. Acaba biz Dedelerimizin, babalarımızın birikimlerini mi tüketiyoruz?

Çocuklarımıza iyilik yapıyoruz diyerek kötülük mü yapıyoruz? Daha çok örnekler vermek mümkün. Allah bize ve çocuklarımıza, Dedelerimizin ve Babalarımızın çektiği yokluk ve kıtlıkları çektirmesin.

Ve o şartları ortaya çıkaran savaşları göstermesin. Onların bize öğrettiği dua ile yazımızı bitirelim.

Allah Devletimize ve Milletimize Zeval vermesin.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.